Dinleyenler arasında acayip cezbe halleri oluştu.

September 16, 2026

Gavs (kuddise sırruhu) çeşitli beldeleri gezerek irşadla uğraşıyordu. Bir zaman sonra bazı ileri gelenler kendi aralarında istişare edip Gavs hazretlerine itiraz ederek dediler;  

- Efendim, namaz kılarken bir kişide cezbe hali ortaya çıksa o kişinin namazı bozulur. Siz bu hale ne dersiniz? Mübarek buyurdu;  

- Şah-ı Hazne'nin zamanında bir belde halkı, imam hariç tamamen tevbe alıp tarikata bağlandı. İmamın bu haline çok kızan o yöre halkı;  

- Efendim sizinle Şah-ı Hazne'yi ziyarete gidelim. O kimseyi tarikata filân girmeye zorlamaz. Siz de bu vesileyle seyahat etmiş olursunuz.  

- Hoca efendi bu daveti kabul etti. Yalnız şu var ki seyahate giderken içinden şöylece niyet etmişti: Ben O'nun elini öpünce o da benim yüzümü öpsün ve bana ismimle hitap etsin. Sonra da talebe iken bir gün piknikte tavşan yemiştik; bunu söylesin.  

Sofiler ve hoca hep beraber Hazne'ye varıp Şah-ı Hazne'yi ziyaret ettikleri zaman Şah-ı Hazne onun yüzünü öper; daha sonra müsade edilince hoca biraz geri çekilir. O zaman Şah-ı Hazne; "Hoca efendi nasılsınız, iyimisiniz?" der. Bütün bunlara şaşıran hoca kendi kendine söylenir; "Niyet ettiğim üç şeyden ikisini bilip yerine getirdi. Bakalım üçüncüyü de bilecek mi?" Biraz sohbet ettikten sonra Şah-ı Hazne: "Hoca nerede o eski günler, talebelerle pikniğe gidip tavşan filan yemeler, o zaman dünyanın tadı başka idi" der.  

Gavs (kuddise sırruhu) sohbetini burada kesip binitinin hazırlanmasını emretti. Tam bu sırada dinleyenler arasında acâip cezbe halleri zahir oldu. Kimi ağlıyor, kimi de cansız yerde yatıyordu. Bu hallere şahid olan molla;

"Efendim, bunların bu hali haktır; çünkü şeref sahibi kimseler ihtiyarlarıyla kendilerini bu hale sokmak istemezler" dedi.

Daha sonra, ben de bağlanacağım diyerek tevbe tarikat aldı.

‍