Muş'un girişinde büyük bir park. Aile çay bahçesi. Tam girerken; kapıda işte şöyle 1.85 m boy' un üzerinde, gözleri içeride ,sık saçlı ,ceket omuzunda biri, tam girerken dedi:
"Senin adın Zafer mi ? " dedi bana.
E tabii ben dondum. Yani o haleti ruhaniye; Muş'u ilk defa görüyorsun, kapıda duran bir insan kalkıp diyor ki, Senin adın zafer mi ,diye.
Ondan sonra oturalım biraz konuşacağız seninle dedi. Hemen en yakın masaya oturduk. Tabii Ehlullah'tan, evliya'tan konuşmaya başlayınca nefesim çıktı. Oh dedim! Rahatladım böyle.
Ondan sonra tabii, biraz sohbet etti ve beraber Gavs-ı Kasrevi Hazretlerinin vekili vardı, Hacı Nezir dayı diyorlardı. Orada tövbe tarikat aldım. Adabı yaptırdı bana gece. Ve daha sonra serüven başladı tabii.
Ben liseye kaydoldum, başladım. O çocuk da benimle birlikte liseye kendini kaydetti. Yanımdan hiç ayrılmadı. 2-3 yıl boyunca devamlı yanımda bulundu. Bir 3 yıl mübareklerin himmetiyle orada bir
terbiye rahlesinden geçtik. Gavs Hz.'ni ziyarete gittik.
...
Gel zaman git zaman., O kardeşimizle tabii hukukumuz çok ilerleyince, iki seneden sonra filan, "Nasıl oldu bu iş ?"dedim. "Abi Nasıl beni buldunuz? Neydi olayın hikmeti ?"dedim. inhiraf etmedi. Söyledi :
Bir gün , ikindi namazı surlarındaydı dedi. Bir yakazı halindeyken, içim geçmişken, Gavsu Azam Hazretlerini gördüm dedi.
"Bizim evladımız gelecek adı Zafer. Şu saatte şu zamanda, şunu, şurada karşıla" dedi.
ilgilenmemizi istemiş herhalde. O detayı vermedi.